HAYATI CEHENNEME ÇEVİREN KABUS-PANİK ATAK
- Akademi

- 3 Nis 2023
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 13 Oca 2025
PANİK ATAK NEDİR?
Panik atak kişide yoğun endişe, korku duygularının birden başladığı, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi, soluğun kesilmesi ya da boğuluyormuş gibi olma hissi, çıldıracağı ya da kontrolünü kaybedeceği korkusu gibi belirtileri içeren bir durumdur.
Panik atak, aniden bastıran bir endişe atağıdır. Bir nevi “endişe nöbeti” de denilebilir. Bu endişe atağı genellikle aniden başlar, 10 dakika içinde tırmanarak zirve yapar ve ondan sonra yavaş yavaş azalarak kaybolur. (Bazı kişilerin atakları birkaç saat sürebilir) Çoğu zaman atağa, bir tehlikenin oluşacağı ya da kişinin ölebileceği duyumu ve kaçma dürtüsü eşlik eder.
PANİK ATAĞIN BELİRTİLERİ
Kalp çarpıntıları
Nefessiz kalma
Uyuşma, karıncalanma
Titreme ve üşüme
Ateş basması
Terleme, ter boşalması hissi
O sırada çok ciddi bir hastalık geçiriyor olma kaygısı
Göğüs ağrısı
Karın ağrısı
Baş dönmesi ya da sersemlik hissi
Gerçeklerden uzaklaşma hissi
Kendi gerçekliğini kaybetme
Kontrolünü kaybetme korkusu
Delirme korkusu
Ölüm korkusu
Panik atak sırasında kişi kalp krizi, beyin kanaması ya da felç geçirdiğini düşünebilir. Ve panik ataklı kişiler atak sırasında yoğun bir korkuyla acil servislere müracat ederler. Yoğun panikten dolayı gerçekten kalp krizi geçirdiklerini düşünürler ve onları sakinleştirmek kolay olmaz. Yapılan tetkiklerde gerçekten kriz geçirmedikleri onlara izah edilse de buna inanmaları kolay olmaz. Toplumumuzda kalp hastalıklarıyla ilgili hastanelere giden hastaların % 15-20’lik bir kısmı aslında panik bozukluk yaşamaktadır.
Panik atak sırasında kişiler o an bayılacaklarını, kontrollerini kaybedeceklerini, çıldıracaklarını düşünüp yoğun korku duygusuna maruz kalırlar.
PANİK ATAK HAYATINIZI ÇEKİLMEZ HALE GETİREBİLİR
Panik atak kişinin yaşam kalitesini ciddi anlamda düşüren bir rahatsızlıktır. Kişi yoğun duygularından dolayı yalnız başına hayatını sürdüremez hale gelebilir. Hep yanında birilerini ister. Atak beklentisiyle evden dışarı çıkamaz. Otobüse binemez. Hayatını idame ettirecek faaliyetleri yapamaz hale gelir. Hayattan elini ayağını çekebilir. Tedavi edilmediğinde kişinin hareket alanı git gide daha da sınırlanır. Bazı panik ataklı kişiler aylarca evden çıkamazlar.
Panik atak sıklığı kişilere göre değişir. Günde birden çok atak yaşayanlar olduğu gibi, bütün bir yıl içerisinde sadece birkaç atak geçiren kişiler de olabilir.
Panik bozukluğu olan kişilerde fobik bozukluk, depresyon, iki uçlu duygu durum bozukluğu, saplantı zorlantı bozukluğu da birlikte bulunabilir.
Panik ataklı kişiler yoğun endişe nöbetleri dışında sağlıklı bir görünümde olabilirler. Ancak panik nöbetin olduğu sırada kişi ileri derecede endişeli ve telaşlı görünür.
Atağın ne zaman geleceği pek kestirilemeyen ani ve ağır bir korku nöbeti bütün duygulanıma hakimdir.
PANİK ATAKTA ETKİLİ ÇÖZÜM
Bizler hayatımızda, bilinçaltındaki kayıtlarımızın yansımalarını yaşarız. Korku, kaygı, üzüntü, acı, umutsuzluk, çaresizlik, suçluluk gibi duyguları çocukluktan (hatta anne kanından) itibaren öğrenir ve bilinçaltına farkında olmadan kodlarız. Bilinçaltındaki soruna neden olan bilgiler tespit edilip ve yeniden çerçevelendiğinde, beyne sağlıklı duygular kaydedilmiş olur ve bu da kişiye iyileşmeyi getirir.
Duyguların beyne kodlanma anları genellikle çocuklukta yaşanılan travmalardır. Travma anında duygular öylesine yoğundur ki, beyinde o anda güçlü ve kalıcı sinaptik bağlar oluşur. Kişi o anı hatırlatan herhangi bir etkiye maruz kaldığında, o sinaptik yol aktive olur ve travmada hissedilen duygular yeniden açığa çıkar. 30'lu yaşlarda panik atakla tanışan birinin bir dolap görmesiyle kalbinin sıkışması (ki çoğu zaman dolabı gördüğünün farkında değildir) 5 yaşlarında oyun oynarken arkadaşının onu dolaba kapatması nedeniyledir aslında. Bilinçaltı olayları pek çok veriyle birlikte kaydeder. O andaki ısı, ses, koku, ışık vs. Diyelim ki çocuk dolaba kapatıldığında dışarıdan eskicinin sesini duydu. İleriki yaşlarda ne zaman eskici sesi duysa içi daralır, nefesi kesilir. Buna anlam da veremez. Aslında bilinçaltı olayı bir bütün olarak kaydetmiştir ve oradaki tek bir veriyle yolu aktive ederek, kişinin duygularını oraya, dolabın içindeki sıkışmış ruh haline götürür.
İnsanlar uzmana başvurduklarında genellikle yakın zamanlardaki travmatik olaylardan bahsederler. Ama kök travmayı bulup onunla çalışmak çok önemlidir. Duygunun ilk kayıtlandığı, sinaptik bağın oluştuğu yer ilk travmadır çünkü. Ve oradaki duygular o duygunun en güçlü haliyle hissedilir ve blokaj oluşturur. Sonraki yaşanan travmalar genellikle ilk travmanın tekrarıdır.
Çocuklukta yaşanan travmalar bazen bugünden bakıldığında basit gelebilir. Ama o küçük çocuk için oldukça büyüktür. Örneğin pazarda annesinin elini bırakıp birkaç dakikalığına kaybolmuş olsun. O birkaç dakika ona yıllar gibi gelebilir ve aşırı derecede korkar. Güvende olmadığını hisseder. Hayatının ilerleyen yıllarında da yanında biri olmadığında" güvende değilim" hissiyle yaşamaya devam eder. Küçüklükte oluşan kodlamaların tespit edilip değiştirilmeleri kişinin yaşamını da değiştirir.
Pek çok rahatsızlıkta olduğu gibi panik atakta da problemi kaynağında çözümlemek önemlidir. Amaç, sivrisinekleri yok etmek değil, bataklığı kurutmaktır. Çünkü bataklık kurutulmadığı sürece fiziksel ya da ruhsal anlamda sorunlar tekrar tekrar ortaya çıkmaya devam edecektir. Bilinçaltındaki soruna neden olan bilgileri tespit edilir ve yeniden çerçevelenerek sağlıklı duyguları yüklenir. Bilinçaltındaki “öğrenilmiş çaresizlikler” yeniden kodladığında panik atak etkisini kaybeder. Bilinçaltı temele alınarak çalışıldığında, danışanın fikirlerini değiştirmek ve ikna etmek konusunda çabaya gerek duyulmaz. Direk problemin kaynağında çözümleme yapılır. Bilinçaltı kaynağın nerede olduğunu da bilir ki bu çok büyük bir avantajdır. Bilinçaltına ulaşılabilen teknik ve metotlarla, kişinin normalde hatırlamadığı travmatik olaylara da ulaşılıp, işlemleme yapılır. Derinden uygulanan çalışmalarla gelen iyileşme hali, danışanın sadece panik atak sorununda değil, hayatındaki pek çok alanda farkındalık kazanmasına ve olumlu yönde değişikliklere de sebep olması açısından değerlidir.





Yorumlar